2019 Yılında Açılan Davalar

  • 01. Özel Eğitim Kurumları Yönetmeliğini Yargıya Taşıdık

    Özel eğitime muhtaç engelli çocuklarımızın eğitiminin verildiği Özel Eğitim Kurumlarının işleyişini düzenleyen Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Kurumları Yönetmeliği’nde, 05.09.2019 tarihinde değişiklik yapılmıştır.

     

    Değişiklik ile normal eğitim yapılan okullarda öğrenim gören çocuklarımızın velinin isteği ile haftada yarım gün özel rehabilitasyon merkezlerine gitmeleri düzenlenmiştir. Bu düzenleme özel eğitime muhtaç çocuklarımızın okuldan alınarak özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerine gitmelerine zemin hazırlamaktadır. Oysa ki bu çocuklarımızın eğitimi devletin asli görevleri arasındadır. Bu asli görevin özel kurumlara devredilmesi niteliğindeki düzenleme hukuka aykırıdır. Bu düzenleme, öğrencilerin okullarında almaları gereken programlarda da aksaklıklara neden olacaktır.  Bu çocukların eğitim ihtiyacı ve gelişimleri göz önüne alınarak Bakanlıkça hazırlanan programların uygulanamamasına sebebiyet verecek, kamu yararının ve bu çocukların eğitiminin göz ardı edildiği düzenlemeyi yargıya taşıdık.

     

    MERKEZ YÖNETİM KURULU

  • 02. Bakanlık Maarif Müfettişleri Atamalarına İptal Kararı

    Sendikamızca açılan davada Milli Eğitim Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı Bakanlık Maarif Müfettişliği Mülakat ve Atama Kılavuzunun Danıştay tarafından yürütmesi durdurulmuş, ancak Bakanlık buna rağmen hukuka aykırı olan kılavuz hükmü doğrultusunda mülakat sınavlarını da gerçekleştirmiş ve sonrasında atamalarını da yapmıştı.

     

    Bu aşamada yapılan mülakatların ve atamaların iptali için açtığımız ikinci davada, Danıştay, hukuka aykırı olan mülakatların tümünün yürütmesini durdurmuş ancak bize göre tartışmalı bir karar ile dava tarihi itibarı ile henüz atama işlemleri sonuçlanmadığı gerekçesiyle bu mülakatlara dayalı yapılan atamaları ise durdurmamıştı.

     

    Sonrasında tüm bakanlık maarif müfettişliği kadrolarının iptali için Sendikamızca 3. kez dava açılmıştır.

     

    Açtığımız bu davada ise; başka bir mağdurun bireysel olarak açtığı dava neticesinde Ankara 4. İdare Mahkemesinin 06.04.2018 tarih 2017/1118E. 2018/991K sayılı kararı ile tüm bakanlık maarif müfettişlerinin atama işlemlerinin iptal edildiğini öğrenmiş bulunuyoruz. Bizim davamız açısından ise daha önce iptal kararı verildiği gerekçesiyle aynı konuya ilişkin yeniden bir karar verilmesine gerek görülmemiştir.

     

    Bu durumda 06.04.2018 tarihinde tüm bakanlık maarif müfettişlerinin atamalarının mahkeme tarafından iptal edildiği, Mahkemece verilen iptal kararının ise MEB tarafından bugüne kadar uygulanmadığı ortaya çıkmıştır.

    S

    endikamızca bugüne kadar yürütülen bu mücadelede Bakanlığın artık kaçacak yeri yoktur.

     

    Bu aşamada itibaren kadroların boşaltılması ve yeniden atama sürecini başlatması gereken MEB’i uyarıyoruz. Mahkeme kararını derhal uygulayın!

     

    Mevcut durumda hiçbir yetkisi bulunmayan bakanlık maarif müfettişlerinin yaptığı tüm iş ve işlemler yok hükmündedir. Bu duruma sebebiyet veren ve mahkeme kararını uygulamayan bakanlık yetkililerinin TCK anlamında görevi kötüye kullanma suçunu işlemiş olacaklarını tekraren hatırlatıyor, sürecin takipçisi olmaya devam edeceğimizi tüm kamuoyuna ilan ediyoruz.

     

    MERKEZ YÖNETİM KURULU

    İlgili karar için tıklayınız

  • 03. Eğitim-İş’ten Yeni Bir Hukuki Kazanım

    Devlet Memurları Yiyecek Yardımı Yönetmeliğine göre kamu çalışanlarına öğle yemeği yardımı yapılmakta ve yemek maliyetinin bir kısmı devlet(kurum) bütçesinden karşılanmaktadır. Çorum ilinde de Milli Eğitim Müdürlüğü okul ve kurumlarda çalışan kamu görevlileri için öğretmenevi ile anlaşarak yönetmelik kapsamında öğle yemeği uygulaması yapmıştır.

     

    Bu uygulamadan tüm çalışanların ( memur, hizmetli, müdür, müdür yardımcısı… ) yararlanması sağlanmıştır. Ancak Çorum Şubemizin Özlük Hukuk Sekreteri öğretmen Saim Erdoğan’ın söz konusu uygulamadan yararlanmak istemesi üzerine öğretmen olduğu, kapsam içinde olmadığı gerekçesiyle yararlanamayacağı idare tarafından ifade edilmiştir. Yani aynı saatte bir memur daha ucuza yemek yerken öğretmenlerin normal tarifeden pahalı yemek yemelerine yönelik bir uygulama ile karşı karşıya bırakılmıştır.

     

    Resmî yazışmalar neticesinde talebin reddedilmesi üzerine sendikamız Hukuk Bürosu aracılığıyla açılan davada Çorum İdare Mahkemesi aleyhte karar vermiş konu istinaf mahkemesi olan Samsun Bölge İdare Mahkemesine taşınmıştır.

     

    İstinaf mahkemesi emsal nitelikte bir karara imza atarak haklılığımızı tescillenmiştir.

     

    Bu karar sonrasında memurlara verilen öğle yemeği uygulamasından öğretmenlerin de yararlanabilmesinin yolu açılmıştır.

     

    Toplu sözleşme taleplerimizde de yer alan ve mevzuatta bulunduğu halde yiyecek yardımından öğretmenlerin yararlandırılmaması uygulanmaması yargı tarafından iptal edilmiştir.

     

    Öğretmenlerin yönetmelikte yer alan yiyecek yardımı haklarından yararlanabilmeleri için sendikamız tarafından gerekli çalışmalar yapılmaktadır.

     

    MERKEZ YÖNETİM KURULU

  • 04. Sosyal Etkinlikler Yönetmeliğine Dava Açtık

    12.09.2019 Tarih Ve 30886 Sayılı Resmi Gazetede Yayımlanarak Yürürlüğe Giren,  Millî Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Sosyal Etkinlikler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile “toplumsal cinsiyet eşitliği kavramı” yönetmelikten çıkarılmış, bununla birlikte dernek ve vakıflar adı altında yapılanabilecek çeşitli tarikat ve cemaatlerin okullarda faaliyet göstermesine olanak sağlayan düzenlemesi yer almıştır.

     

    Kadının doğası gereği ikincilliğini savunan, toplumda ikinci sınıf gören, sosyal ve kamusal alandaki konumunda erkek egemen zihniyeti savunan gerici ve ayrımcı zihniyet, yeni eğitim öğretim yılında da toplumsal cinsiyet eşitliğine ilişkin projelerin geliştirileceği ve bu projelerin yaygınlaştırılacağını ifade eden, okullarda Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Dersinin de 2019-2020 Eğitim-Öğretim Yılı Hedef Listesi’nde yer veren Milli Eğitim Bakanına geri adım attırmıştır.

     

    Toplumsal cinsiyet eşitliği kavramının yönetmelikten çıkarılması ile sivil toplum kuruluşları adı altında tarikat ve cemaatlerin okullara girmesinin önünü açacak olan yönetmelik hükümlerine sendikamızca Danıştay nezdinde dava açılmıştır.

     

    MERKEZ YÖNETİM KURULU

  • 05. Bakanlık Maarif Müfettişliği Atamalarının İptali İçin Dava Açtık

    Sendikamızca açılan davada Milli Eğitim Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı Bakanlık Maarif Müfettişliği Mülakat ve Atama Kılavuzunun Danıştay tarafından yürütmesi durdurulmuş, ancak Bakanlık buna rağmen hukuka aykırı olan kılavuz hükmü doğrultusunda mülakat sınavlarını da gerçekleştirmiş ve sonrasında atamalarını da yapmıştı.

     

    Bu aşamada yapılan mülakatların ve atamaların iptali için açtığımız ikinci davada, Danıştay, hukuka aykırı olan mülakatların tümünün yürütmesini durdurmuş ancak bize göre tartışmalı bir karar ile dava tarihi itibarı ile henüz atama işlemleri sonuçlanmadığı gerekçesiyle bu mülakatlara dayalı yapılan atamaları ise durdurmamıştı.

     

    Bu karar neticesinde ortada hiçbir dayanağı bulunmayan ve yasaya aykırı şekilde ataması yapılan bu kadroların Bakanlık tarafından iptal edilmesi zorunluluğuna karşın, defaatle uyarmamıza ve resmi başvurularımıza rağmen Bakanlık bu hukuksuzluğu sürdürmüş ve adım atmamıştır.

     

    Özetle, Bakanlık personelinin hukuka uygun davranıp davranmadığını denetlemek üzere görev yapan müfettiş kadrolarının bizatihi kendisi bu Danıştay kararlarına göre hukuken aykırıdır.

     

    Ortadaki bu kaotik durumun giderilmesi amacıyla tüm bakanlık maarif müfettişliği kadrolarının iptali için Sendikamızca yeniden dava açılmıştır.

     

    Müfettişlik kurumunun bu denli yıpratılmasına ve tartışmalı hale getirilmesine neden olan Bakanlığı da dava sonucunu beklemeden bu hukuksuzluğu ortadan kaldırması hususunda tekrar uyarıyor, mağdur edilen müfettişlerimiz haklarına kavuşuncaya kadar bu mücadeleyi sürdüreceğimizin de bilinmesini istiyoruz.

     

    MERKEZ YÖNETİM KURULU

  • 06. Diyanet’in 4-6 Yaş Çocuk Öğretim Programını Yargıya Taşıdık

    Milli Eğitim Bakanlığı son yıllarda, eğitim öğretim sürecini kendine yakın gördüğü taşeronlara havale etmeye devam etmektedir. Bu taşeronların bir ayağı gerici dernek ve vakıflar iken son ve en önemli ayağı da Diyanet İşleri Başkanlığı’dır.

     

    Bütün yargı kararlarında devletin eğitim öğretim işlerini hiçbir şekilde devredemeyeceği yer aldığı halde bu ısrar ve inattan vazgeçilmemektedir. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın asli görevi olmayan Anayasa’da yer alan laik ve sosyal hukuk devleti ilkesine aykırı olan en önemli uygulamalarından biri de 4-6 yaş grubu çocukların Kur’an kursu eğitimi adı altında yürüttüğü faaliyetlerdir. Bu faaliyetler Anayasa’ya, yasalara ve yargı kararlarına aykırı olmakla beraber geleceğimiz olan çocuklarımızı, yani geleceğimizi ipotek altına alacak niteliktedir.

     

    Buna asla izin vermemesi gereken Milli Eğitim Bakanlığı bırakın karşı çıkmayı destekler bir tavır sergilemektedir. 4-6 yaş grubu çocuklarımız okul öncesi eğitim çağında, laik, bilimsel, demokratik eğitim ilkelerine uygun eğitim görmeleri gerekirken ve bu görev devlet adına Milli Eğitim Bakanlığı’nın iken bu görevi devredercesine hareket etmesi kabul edilemez. Bu uygulama Tevhid-i Tedrisat’a, Anayasaya ve yasalara aykırı olup hiçbir kurum ya da kuruluş MEB’in görevi olan öğretim programı hazırlamak ya da uygulamak yetkisine sahip değildir

     

    Diyanet İşleri Başkanlığı’na yaptığımız bu eğitimlerden vazgeçmesi, bu eğitimleri iptal etmesi, öğretim programını kaldırması yönündeki başvurumuza kayıtsız kalınması nedeniyle, 4-6 yaş grubu çocuklar için Diyanet İşleri Başkanlığınca düzenlenen öğretim programının öncelikle yürütmesinin durdurulması ardından iptal edilmesi için Danıştay nezdinde dava açtık.

     

    Ayrıca son günlerde gündeme gelen Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okulların Diyanet İşleri Başkanlığı’nca hafızlık eğitimi adı altında kullanılmasına yönelik protokolün iptali için hukuki süreci başlatıyoruz.

     

    Gerici dernek ve vakıflar okullarımızdan ayrılıncaya kadar, Diyanet İşleri Başkanlığı okul ve öğrencilerimizden elini çekinceye kadar, laik, bilimsel, demokratik, kamusal ve parasız eğitim için mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz.

     

    MERKEZ YÖNETİM KURULU

  • 07. Yargıdan İzmir’de Yaşanan Karma Eğitim İhlalleri Kararı

    Daha önce basın haberlerine de konu olan ve sendikamızca da gündeme getirilen İzmir İli genelinde karma eğitime aykırı uygulamaların söz konusu olduğu ve çok sayıda okulda da bunun ihlal edildiğine dair kamuoyunda oluşan tepki üzerine sendikamızca bu kapsamda İzmir Valiliğine yaptığımız başvuruda,

     

    Bu okullardan;

     

    –  Bir kısmı yalnızca kız ya da erkek öğrencilerin eğitim gördüğü okullar olduğu,

     

    –  Okulların bazılarında aynı okul binası içerisinde kız-erkek sınıflar oluşturulduğu,

     

    –  Bir kısmında ise okulun belli bölgelerinin yalnız kız ya da yalnız erkek öğrencilere tahsis edilerek karma eğitime aykırı uygulamaların söz konusu olduğu bildirilmiştir.

     

    Anılan aykırılıkların yaşandığı okulların isimleri de bildirilmiştir.

     

    Bu açıklamalar doğrultusunda da;

     

    1- Mevcut durumda yalnız kız ya da yalnız erkek öğrencilerin eğitim gördüğü okulların açılması konusundaki zorunluluğun

    gerekçesinin ne olduğunun,

     

    2- Bununla birlikte adı geçen bazı okullarda iddialarda yer aldığı gibi kız erkek ayrı sınıfların oluşturulup oluşturulmadığı,

     

    3- Okulun belli blok ve koridorlarının kız erkek ayrılıp ayrılmadığı,

     

    konularında gerekli inceleme ve soruşturmanın yapılması, karma eğitim uygulamasına aykırılıkların giderilmesi ve olası adli ve idari yargısal süreçlere konu edilmek üzere bu tespit ve işlemlerin kurum bazında sonuçlarından sendikamızın bilgi edinmesinin sağlanması konusunda gereğinin yapılmasına ilişkin talepte bulunulmuştur.

     

    Ancak söz konusu başvurumuza ilişkin İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü, hiçbir inceleme soruşturma yapmaksızın herşey usule uygundur şeklindeki tek cümlelik cevabı ile bu iddiaları dikkate almamıştır.

     

    İdare bu yaklaşımı ile Anayasaya, Milli Eğitim Temel Kanununa, cumhuriyetin temel değerlerine açıkça aykırı olan okulların, sınıfların, koridorların hatta kantinlerin bile cinsiyete göre ayrıldığı uygulamalara destek olur, cesaretlendirir bir tavır sergilemiştir. Bu yaklaşım devlete güveni zedelediği gibi idarenin tarafsızlık ilkesini de çiğnemek anlamındadır.

     

    Bu denli ciddi iddiaların ve açıkça Anayasaya aykırı hususların bulunduğu bu konunun göz ardı edilemeyeceğine dair açtığımız davada mahkeme talebimizi haklı bulmuş, söz konusu iddiaların bir soruşturma açılarak incelenmesi,aydınlatılması ve gereğinin yapılması gerekmesine rağmen hiçbir işlem yapılmamasına yönelik işlemin hukuka aykırı olduğuna karar vermiştir. Bu ihlallere yönelik idarenin umursamaz ve yok sayan tavrı mahkeme kararı ile tescillenmiştir.

     

    Bu karara göre İzmir Valiliği’nin daha önceki ciddiye almayan tavrını bir yana bırakarak bu iddialar hakkında gerekli inceleme, soruşturma ile sonucunda gereğini yapması zorunludur. Eğitim İş olarak; laik, bilimsel, demokratik, ulusal ve karma eğitime yönelik ihlallerin sonuna kadar takipçisi olmaya ve bu ihlallerin kaldırılması için mücadeleye devam edeceğiz.

     

    MERKEZ YÖNETİM KURULU

     

    Mahkeme kararı

  • 08. Yönetici Görevlendirmede Yeniden Görevlendirmeyi Yargıya Taşıdık

    Haziran 2018’de yayınlanan Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Görevlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğe göre mevcut (4 ya da 8 yılını dolduran) yöneticilere yeniden görevlendirme kapsamında başvuru hakkı verilmektedir.

     

    Bu yöneticiler yeniden görev alabilmek için ek-1 değerlendirme formuna göre elde edilecek puan doğrultusunda görevlendirileceklerdir. Bu durum 2014 yılında kanun değişikliğiyle görevden alınan okul yöneticilerinin yerine mülakatla görev verilen yöneticilerin kayırılması, kadrolarının garanti altına alınması anlamına gelmektedir.

     

    Görevlendirme tanımı, yeniden görevlendirme olarak yapıldığı halde daha önce yöneticilik hizmeti bulunan ve Bakanlıkça re’sen ya da herhangi bir sebeple yöneticilik görevini bırakan yöneticilerin kapsam dışı tutulması hakkaniyete aykırılık teşkil etmektedir.

     

    Bu nedenle daha önce yöneticilik hizmeti bulunan ve Bakanlıkça re’sen ya da herhangi bir sebeple yöneticilik görevini bırakan yöneticilerin de yeniden görevlendirme kapsamına alınması gerektiği aksi uygulamanın haksız ve hukuksuz bir uygulama olacağı sendikamızca değerlendirilmiş olup bu haksızlığın giderilmesi için yönetmeliğin bu konudaki ilgili hükümlerinin öncelikle yürütmesinin durdurulması ardından iptali istemiyle yargıya taşıdık.

     

    MERKEZ YÖNETİM KURULU

  • 09. Yönetici Görevlendirmede İHL Ayrıcalığını Yargıya Taşıdık

    Millî Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumlarına Yönetici Görevlendirme Yönetmeliğinde 09.02.2109 tarihinde değişiklik yapılmış ve “(2) Müdür olarak görevlendirileceklerde ayrıca;

     

    B) İmam hatip liselerine müdür olarak görevlendirileceklerde, İmam Hatip Lisesi Meslek Dersleri alan öğretmeni olmak,

    şartları aranır.”

     

    hükmü eklenmişti. Bu değişikliğe göre İmam Hatip Liselerinde görev yapan İHL Meslek Dersi öğretmenleri dışındaki öğretmenlerin bu okullara okul müdürü olmaları engellenmek istenmiştir.

     

    Bu okullarda görev yapan tüm branşlardaki öğretmenlerin yönetici de olabilmeleri gerekmektedir. Bu düzenleme hukuka ve anayasanın eşitlik ilkesine aykırılık teşkil etmektedir.

     

    Bu nedenle Eğitim-İş olarak  konuyu Danıştay nezdinde yargıya taşıdık.

     

    MERKEZ YÖNETİM KURULU

  • 10. MEB’in TOBB İle Yaptığı Protokolü Yargıya Taşıdık

    Milli Eğitim Bakanlığı, mesleki eğitime ilişkin son yıllardaki projeleri ile okulların özelleştirilmesine yol açacak uygulamalarda bulunmaktadır.

     

    Denizli’de meslek lisesinin özel okula dönüştürülmesi, Gaziantep’te meslek liselerinin organize sanayi sitelerine devri gibi uygulamaların bir yenisi de “Milli Eğitim Bakanlığı ile Türkiye Odalar ve Borsalar birliği, TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Arasında Mesleki Eğitim İş Birliği Protokolü” ile kendisini göstermiştir. 81 ilimizde 81 okulu kapsayan projeye ilişkin protokolde, TOBB ya da TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi ile işbirliği değil adeta okullarımızın bu kurumlara devri yer almaktadır.

     

    Protokole göre bu okullara yapılacak öğretmen atamalarından da, yönetici görevlendirmelerinden de, hatta müfredattan da Bakanlık elini çekmekte sadece imza makamı (tasdik makamı) olarak yer almakta tüm inisiyatif protokol yapılan kurumlara verilmektedir.

     

    Son dönemde gerici vakıf, dernek ve Diyanet İşleri Başkanlığı eliyle eğitimi devreder nitelikte protokoller imzalayan MEB, şimdi de kamuya ait okulları devretmektedir.

     

    Yargı kararlarıyla eğitim öğretim faaliyetlerinin devlet eliyle yapılması gerektiği sabit olduğu ve yapılan protokollerin iptal edilmesi gerektiği halde, hala yeni protokoller yapılmaktadır.

     

    Sanayicilerimiz,  üniversitelerimiz ya da TOBB gibi kuruluşlar eğer eğitime katkı sunmak istiyorlarsa, bu tabii ki mümkündür. Fakat tüm yetkiyi ellerine alarak ya da okulları adeta kendi okulları şekline dönüştürerek değil; hukuk kuralları içerisinde, eğitim alanını biz eğitimcilere bırakarak finansal boyutuyla destek olmalıdırlar. Fakat imzalanan protokol 81 ilimizde 81 okulumuzu özelleştirircesine güvenceler vermektedir.

     

    Milli Eğitim Bakanlığı’nı uyarıyoruz; bu protokolden yol yakınken dönünüz. Eğitim; dernek, vakıf, diyanet ya da başkaca kurumlara devredilemez. Eğitim; devlet yani Milli Eğitim Bakanlığı eliyle, laik, bilimsel, demokratik, parasız, kamusal, ulusal olmalıdır. Eğitim; Anayasa ve kanunlarda da belirtildiği üzere, Atatürk İlke ve Devrimleri doğrultusunda gerçekleştirilmelidir. Bunun okullara sokulmak istenen gerici Dernek, Vakıf ya da diyanet eliyle yapılamayacağı açıktır.

     

    Bakanlığın imzaladığı bu protokol hukuka aykırıdır. Bu nedenle de Eğitim-İş olarak protokolün iptali için dava açtık.

     

    MERKEZ YÖNETİM KURULU

  • 11. Danıştay Sözleşmeli Öğretmenlik Yönetmeliğinde Haklılığımızı Tescilledi

    2016 yılında başlayan sözleşmeli öğretmenlik uygulaması ile birlikte yayımlanan 03.08.2016 tarihli Sözleşmeli Öğretmen İstihdamına İlişkin Yönetmeliğe dava açmış ve kamuoyu ile paylaşmıştık.

     

    Dava dilekçemizde bazı maddelerin öncelikle yürütmesinin durdurulmasını ve ardından iptaline karar verilmesini talep etmiştik.

     

    Davanın yürütmeyi durdurma aşamasında sözlü sınav komisyonlarını düzenleyen 9. Maddenin 1.fıkrası ile ilgili talebimiz yerinde bulunmuş ve çıkan yürütmeyi durdurma kararı sonrasında MEB, 27.10.2017 tarihinde yönetmelik değişikliğine gitmek zorunda kalmıştı.

     

    Yine aynı davada diğer maddelerle ilgili yürütmeyi durdurma talebimiz reddedilmişti. Yaptığımız itiraz sonucunda İdari Dava Daireleri Kurulu (İDDK) talebimizi haklı bularak yönetmeliğin Sözlü sınav konuları ve ağırlıklarını düzenleyen 11. Maddesinde bilgiye yönelik hiçbir konu bulunmaması ve objektiflikten uzak olması nedeniyle yürütmeyi durdurma kararı vermişti.

     

    Aynı şekilde yönetmeliğin İhtiyaç fazlası sözleşmeli öğretmenlerin yer değiştirmelerini düzenleyen 18.maddesinin ikinci fıkrasında yer alan;

     

    Sözleşmeli öğretmenlerin sözleşmeleri, görev yaptıkları il içinde alanında ihtiyaç olmaması … hâlinde sona erer.”

     

    İbaresi hakkında İDDK itirazımız üzerine Yürütmeyi Durdurma kararı vermişti.

     

    İDDK tarafından verilen kararlar sonrasında MEB düzenleme yapmak zorunda kalmış ve düzenleme 24/3/2018 tarihinde yürürlüğe girmişti.

     

    Dava ile ilgili olarak;  Danıştay 12. Dairesi, yukarıda bahsettiğimiz ve daha önce YÜRÜTMEYİ DURDURMA kararları bulunan hükümlerle ilgili İPTAL yönünde esastan kararını vermiş ve böylece MEB’in davalarımız sonucu düzenleme yapmak zorunda kaldığı konularla ilgili haklılığımız bir kez daha tescillenmiştir.

     

    Eğitim-İş olarak; laik, bilimsel, demokratik eğitim mücadelesiyle birlikte tüm eğitim ve bilim işgörenlerinin çalışma koşulları, sosyal ve ekonomik hakları ile tüm atamalar kadrolu oluncaya kadar “ücretli/sözleşmeli uygulamalarına son verilmesi”  mücadelemizi sürdüreceğimizi tekrar belirtmek istiyoruz.

     

    MERKEZ YÖNETİM KURULU